Her türlü fedakarlığa katlanarak Atatürk ilkeleri ışığında bir milletin geleceğini kurmak için didinen bütün öğretmenlerimizin Öğretmenler Günü’nü en içten duygularla kutluyoruz.
Benim en büyük meziyetim öğretmenliğimdir
Eğitim emekçilerinin onur günü Bugün Öğretmenler Günü. Millet Mektepleri’nin açılışı ve Atatürk’ün Başöğretmenliği kabulünün 80. yıldönümünde bir öğretmenler gününü daha kutlarken, tüm öğretmenleri saygı ve sevgiyle anıyoruz. Atatürk, “Öğretmenler, sizin başarınız, Cumhuriyetin başarısı olacaktır. Cumhuriyet sizden fikri hür, vicdanı hür, irfanı hür nesiller ister” diyerek bizi yetiştiren, eğiten ve öğreten geleceğimizin temel taşları olan çocuklarımızın gelişiminde ve eğitiminde büyük rol oynayan öğretmenlerimize verdiği değeri ifade etmiştir.
Angın’ı unutmadılar Öğretmen kendisine teslim edilen insanı işleyerek onu topluma faydalı hale getiren kısaca ham maddesi insan olan bir sanatkardır. Bu bakımdan öğretmenlik mesleği kutsaldır ve önemlidir. Türkiye’nin ilk kadın öğretmenlerinden 94 yaşındaki Refet Angın, 24 Kasım Öğretmenler Günü’nü 2 yıldır tedavi gördüğü Türk Böbrek Vakfına bağlı İstanbul Özel Hizmet Hastanesinde kutlarken gençlere mesaj ileterek, “Atatürk’ü anlatsınlar. Atatürk kimdir, ne yapmıştır bunu iyi bilsinler” dedi. Gelibolu Sağlık Meslek Lisesi öğrencileri, Refet Angın’ı tedavi gördüğü hastanede ziyaret ederek, Öğretmenler Günü’nü kutladı.
Cumhuriyetin ilk kadın öğretmeni Refet Angın, 2 yıldır özel hastanede tedavi görüyor.
Eli öpülesi öğretmenler Karagümrük’de zihinsel engelli çocuklara eğitim veren okulda görevli öğretmenler tek bir harf öğretebilmek için yıllarca uğraşıyor
Haber: Salim YAVAŞOĞLU Kendilerine emanet edilen çocukları eğitebilmek için olağanüstü çaba sarf eden, öğretmenler onlara tek bir harf öğretmek için bile sabırla uğraşıyor. Normal çocuklar için açılan okulların yanı sıra, zihinsel engelli çocukların eğitilmesi için de okullar açan Milli Eğitim Bakanlığı’nın bu okullarından biri de İstanbul Karagümrük’de ERAM Fatih İlköğretim Okulu ve İş Okulu adıyla 190 öğrenciye evsahipliği yapıyor. Okul Müdürü Cuma Yılmaz, 1996-1997 eğitim yılında açılan okulun Hüseyin Derin Yarsuvat adlı hayırseverin yaptığı yardımla, 2000 yılında özel eğitime muhtaç çocuklara eğitim vermeye başladığını söyledi. Orta düzeyde zihinsel engelli çocuklara ilköğretim ve iş okulu olarak iki bölümde hizmet verdiklerini anlatan Cuma Yılmaz, “Bu çocukların tek başına kaldığında hayatlarını sürdürebilmeleri için gerekli becerileri kazandırıyoruz. İlköğretim bölümümüzde 7-14 yaş aralığındaki çocuklar, yabancı dil hariç normal okullardaki dersleri görüyor. Okula zeka düzeyi (IQ) 50-75 arasındaki çocukların kayıtlarını alıyoruz. Mezun olanlar normal liselere gidebiliyor ancak dersler ağır geliyor. 8. sınıftan diploması olanları iş okulumuza alıyoruz” dedi.
Fedakarlık istiyor Yılmaz şöyle konuştu “Sınıf öğretmeni olarak üniversitelerin Zihinsel Engelli Sınıf Öğretmenliği Bölümü mezunlarını, tercih ediyoruz. Ancak yetmediği için hizmet içi eğitimden geçmiş öğretmenlerde görevlendiriyoruz. Burada çalışmak büyük fedakarlık ve gönüllülük istiyor. Her öğretmen burada öğretmenlik yapamaz”
Öğretip iş buluyorlar Bir yılı hazırlık olmak üzere 4 yıllık İş Okulu’nda 2 gün kültür, 3 gün atölyelerde meslek eğitimi veriliyor. Seramik, mum yapımı, ağaç işleri, takı tasarımı ve tekstil bölümlerindeki öğrencilerden 15’i staj için atölye öğretmenleri tarafından işe yerleştirildi. 4 gün staj yapıp 1 gün okula gelen öğrenciler asgari ücretin 3’te 1’i oranında ücret alırken, sigortalarını devlet ödüyor.
‘Tuvaletiyle dahi ilgileniyoruz’ Öğretmen Ferda Çalışır, “Tuvaletini yapan, yapamayan, küfür eden, tüküren, saldıran çocuklar çıkabiliyor. Öncelikle bu davranışları ortadan kaldırma görevimiz var. Bazen bir arpa boyu bir kaç yılda zor alıyoruz. Ek ders ücretimiz yüzde 25. Diğer öğretmenler daha şanslı” diye konuştu. Öğrencilerin genelde yoksul aile çocukları olduğunu kaydeden Çalışır, okula kaynak bulmak için kapı kapı dolaşıp, sponsor aradıklarını, velilere de yardım ettiklerini söyleyerek, “Özel merkezlere hak tanınacağına bunu kendi bünyemizde yapsak, hem okul hem öğretmen kazanır. Çocuklar da daha iyi eğitilir” dedi.
İstanbul’da 3 okul var ERAM Fatih İlköğretim Okulu ve İş Okulu dışında Kartal ve Şişli’de olmak üzere sadece 2 okul bulunuyor. ERAM’ın Müdürü Cuma Yılmaz, sınıfların 10’ar kişilik olduğunu ancak okul sayısının yetersiz olması nedeniyle ve başka gidecek okul olmadığı için bu sayıyı aşmak zorunda kaldıklarına dikkat çekerek, “Avcılar’dan, Bakırköy’den gelen öğrencilerimiz var”dedi. Devletin geçen yıl 10 bin YTL ödenek verdiğini ancak kendilerinin atölyelerden 14 bin YTL gelir elde ettiklerini söyleyen Yılmaz, “Mum atölyemiz için ucuz diye Denizli’den mal getiriyoruz” diye konuştu.
Gönüllü çiftten dev hizmet Van’ın Yukarı Bakraçlı köyüne gönüllü olarak gelen ve 3 yıldır öğretmenlik yapan Hakan ve Arzu Mutlu çifti sayesinde okula giden kız sayısı erkek öğrencilerin sayısını geçti. Okulun bakımını yaptıklarını, tuvaletleri onardıklarını ve vatandaşların yardımıyla kanalizasyon döşediklerini anlatan Mutlu, “Her sınıfımıza bilgisayar kurduk, kitap lık oluşturduk. Yardım kuruluşları ile irtibata geçerek maddi durumu kötü olan öğrencilerimize kaban ve mont temin ettik” dedi. Arzu Mutlu ise köyde görev yapan ilk kadın öğretmen olduğunu belirterek, “Köye ilk geldiğimizde 20 kız, 35 erkek öğrenci eğitim görüyordu. Fakat şimdi 37 kız, 30 erkek öğrencimiz var. Kız öğrenci sayısı erkekleri geçti” dedi.
Tebeşir yerine kazma tutuyor Amasya Ondokuz Mayıs Üniversitesinden mezun olan ancak öğretmenlik ataması yapılmayınca 2006 yılında Zonguldak’ta maden ocağına giren biyoloji öğretmeni, madende kazmacı olarak çalışıyor. Çalışma arkadaşlarının “hocam” diye hitap ettiği 28 yaşındaki Yakup Muzaffer, her öğretmenler gününde burukluk yaşıyor. 2001’de mezun olduktan sonra kendi branşında kadro olmadığı için atamasının gerçekleşmediğini ve 2-3 yıl vekil öğretmen olarak okullarda görev yaptığını belirten Muzaffer, “Babam emekli maden işçisiydi. TTK’de işbaşı yapacağımı öğrendiğinde buna karşı çıkmıştı. Babamın ’ben seni madenden kurtarmak için okutmuştum’ diye yakınışını hiç unutamıyorum. Ben işe başladıktan iki ay sonra babamın kanser olduğunu öğrendik. Kurtarmak için çok uğraştık ama geçen yıl kaybettik. Babamın hastalığı sürecinde ekonomik ihtiyaçlarımız arttığından ayrılmadığım işime artık alıştım” diye konuştu.
Hakan Mutlu, eşi Arzu ile birlikte ilk görev yerleri olan İzmir’den gönüllü olarak Van’ın Yukarı Bakraçlı köyüne gelmekten mutlu olduklarını belirterek, “Vatanımızın her yerinde seve seve çalışırız” diye konuştular |